Pazar, Haziran 17, 2007
Son Gelişmeler.....
Aradan ne kadar zaman geçmiş..!!??benim pembeler bir büyüdüler bir serpildiler ki sormayın gitsin..ama ne yazık ki resimlerini çekemiyorum makinam bana küstü..Neyse inşallah sorunu yakında çözeceğiz bizimkileri görücüye çıkartacağiz hiç şüpheniz olmasın..
Perşembe, Mayıs 17, 2007
PDA'nın Ankara Güzelleri..!!?


İki gün beklettik fideleri saksıda..oraya mı diksek..!? yok orası az güneş alıyo buraya mı diksek diye karar veremedik bi türlü..!!??Zannetmeyin ki cok büyük bir bahçemiz var..işte nohut oda bakla sofa hesabı sosyal konut niteliğindeki evin küçümen bahçesi..!!??ama bize yetiyor..sonunda karar verip diktik ama çok yanaşık oldular diye itiraz ettimse de eşim sen şehirli olarak bu işlerden anlamazsın deyip bildiği gibi yaptı..herzaman ki gibi..!!?ben yine de iki tanesini saksıya dikmekte ısrar ettim güneşi ayarlamak açısından...şimdilik arka baçedeler ve keyifleri yerinde görünüyor ama güneşe ihtiyaç duyduklarını hissedersem ön tarafa çekerim olur biter..umarım yetiştirmeyi başarırız sabahları dolanıp mutlaka hepsini seviyorum konuşuyorum onlarla..haydi kızlar canlanın biraz diye gaza getirmeye çalışıyorum..!!??ilerki günlerde neler göreceğiz bakalım..
Salı, Mayıs 01, 2007
Ne Olacak Şimdi...'!!!!?
1 Mayıs gösterilerindeki yurdum polisinin sert tutumu işte böyle manzaralar yarattı..!!??Engelleme adına yapılan tüm uygulamalar katılımcıları daha da kızdırdı..adı bahar olan bayramın kutlanışı da tam bize özgü oldu..!!??Bahar bayramında halkına bu kadar eziyeti reva gören bir iktidara bir alkış ta benden....!!!!???????
Perşembe, Nisan 26, 2007
Gönlümüz Sera'da Kaldı..

Pazartesi, Mart 05, 2007
Beyin Gücü..
Perşembe, Şubat 15, 2007
Hikaye...

HERKES VE BİRKAÇ KİŞİ
Yağmur Herkese Yağar
Güneş Isıtır Herkesi
Mevsimler Herkes İçindir
Yalnız Çığ Altında Kalan
Sele Kapılan Her Zaman Birkaç Kişi
Herkes İçindir Aşk Da Ayrılık Da
Yalnızca Birkaç Kişi Ölür Acıdan
Eskiden Ölümle Tartılırdı Ayrılık
Kiminin Hayatı Yalnızca Unutkanlıktan
Her Şey, Herkes İçin Değildir Oysa
Kimi Hiçbirşey Ögrenmez Karanlıktan
Yalnızlığı Kullanmayı Bilmez Kimi
Kimi Ayrılamaz Karanlıktan
Yağmur Herkese Yağar
Ama Çok Az İnsan Tutar Yağmurun Ellerini
Onca Şarkı Onca Film Onca Roman
Ama Sevmeye Yetmez Herkesin Kalbi
Çığ Altında Kalan Sele Kapılan
Aşktan Ve Acıdan Ölen
Birkaç Kişi Dünyayı Başka Bir Yer Yapmaya Yeter
Aslında Onların Hikayesidir Anlatılan
Diğerleri Dinler, Seyreder, Geçer Gider
Geçer Gider Herkes
Hikayelerdir Geriye Kalan.
MURATHAN MUNGAN(Resim Leyla Sabah'a aittir)
Pazar, Şubat 11, 2007
Hırsız....

''Bir hırsızlık ve ayrımcılık öyküsü
Birbirlerinden sürekli bir şeyler çalan karakterlerin duygusal karmaşaları; sınıf ayrımının günümüz Londra'sındaki izdüşümleri üzerine ilginç bir film "Hırsız"
Alin TAŞÇIYAN
"Hırsız / Breaking and Entering"
Herkes birinin hayatına dalıp onun bir parçasını çalabilir. Ceza kanununda yeri yoktur ama bu da bir hırsızlıktır aslında.
Özel hayatın kapısı yoktur ki çalıp izin isteyesiniz, bir süreliğine ödünç alıp geri getiresiniz... "Hırsız" birbirlerinden sürekli bir şeyler çalan karakterlerin duygusal karmaşaları; sınıf ayrımının günümüz Londra'sındaki izdüşümleri üzerine ilginç, seyredilebilir bir film. Yıldızı "İngiliz Hasta" ile parlayan Anthony Minghella'dan ummayacağınız kadar derin, farklı okumalara açık, gösterdiğinden fazlasını içeriyor.
Filmin özgün adında bir söz oyunu var. "Break in" İngilizce bir yere zorla girme anlamına gelir. Kırma anlamına gelen "Breaking" kulağa "break in" gibi de geliyor. Ardından ise girme anlamına gelen "entering" kullanılıyor. "Kırma ve girme" soygun amacıyla haneye tecavüze kadar filmin karakterlerinin birbirlerinin hayatlarına müdahalelerine de vurguluyor sözcük anlamıyla.
Annesi Boşnak, babası Sırp olan Miro, çete reisi amcası tarafından bir mimarlık şirketini soymaya teşvik ediliyor. Yarı Boşnak olduğu için kendini kanıtlamaya zorlanıyor. Çatılarda kedi kadar çevik dolaşan Miro, amcasının şirketinin sabah teslimatını yaptığı bilgisayarları gece çalmaları için çatıdan içeri girip kapıyı açıyor.
Çatıyı kaplayan camlar kırılmış da olsa kapının açılması giriş şifresine sahip olan temizlik elemanlarını töhmet altında bırakıyor. Ortaklar, üst üste soyulunca geceleri şirket önünde nöbet tutmaya başlıyor, Afrikalı temizlikçiyi de gözetliyor.
Sandy ve Will pek düzgün ve duygusal yuppie'ler gibi görünseler de hiç de masum değiller. İki mimar, Londra'nın tabiri caizse ayaktakımı semti denebilecek, sokakta fahişelik yapılan, uyuşturucu satılan, göçmenlerin barındığı semti King's Cross'ta kentsel dönüşüm projesi yürütüyor. Bölgeyi "betonarme sulak alan" diyebileceğimiz bir hale getirmek için ihale almış. Kendilerinin öyle çayır çimene bir merakı yok. Kağıt üstünde çağdaş tasarım yapıyorlar. Onlar King's Cross'un çevre hırsızları.
İkileme düşen karakterler,
Filmin odak noktasında Will var. Birlikte yaşadığı İsveçli Liv'in otistik kızı sürekli jimnastik yapıyor ve hiç uyumuyor. Ne Liv ne de kızı Will'i baba olarak görüyor, ikisinin arasında apayrı bir bağ var. Will bunu kırıp içeri giremiyor. Ama bir gün hırsızı takip edip evini öğreniyor, evde terzilik yapan güzel annesinin hayatına dalıyor!
Sonunda film öyle bir yere doğru gidiyor ki hemen hemen bütün karakterler bir ikileme düşüyor, iki seçenek arasında adilane karar vermeleri gerekiyor. Olayların yavaş yavaş düğümlenişi, çelişkilerin oluşumu, karakterlerin sıkışması filmin psikolojik yönden son derece iyi ve inandırıcı yönleri.
Öte yandan "Hırsız"ın asıl gücü bir yandan değişip çağdaşlaşmakta olan dünyada -ayrımcılığa yol açan önyargılardan evlilik gibi temel taşı kurumlara- toplumsal normların kolay kolay değişemediğini örnekleyen sosyolojik yapısından kaynaklanıyor.''demiş Alin Taşcıyan bu film için çok ta güzel anlatmış bende filmin görülmesi gerektiğine inanıyorum..
(Başlıktaki resim Meksikalı sanatçı Tellosa'nın eseridir)
Çarşamba, Şubat 07, 2007
Ölümle Yaşam Arasındaki Geçiş Hattını Yok Etmek
Doğu Karadenizin Gürcistan sınırına yakın bir köyünde doğan, Mircan ,albümü Sala için şöyle diyor;''İşte bundandır salanın yüreğime bu kadar dokunması..Her sala okunuşunda hocanın büyülü sesine kulak verir dağlanmış yüreğimle dinlerdim ölmüş birinin ardından okunduğunu bilerek. Ölmüş birinin ardından gözyaşları döküldüğünü bilerek,ölümle yaşam arasındaki geçiş hattını yok etmiş biri olarak'' diye yazmış..bende akşam bir taraftan o şalı örüp bir taraftan onun büyülü sesini dinledim.. insanın içine işleyen bir ses tavsiye ederim..
Cuma, Ocak 19, 2007
Hayatın İçindeki Karmaşa..

Herşey Sende Gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Can Yücel
Çarşamba, Ocak 10, 2007
Dikkat...!!!!???

Sözü iyisi mi Mahatma Gandi‘ye bırakalım:
Söylediklerinize dikkat edin, düşüncelere dönüşür;
Düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür;
Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür;
Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür;
Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür…
Kış Güneşi...!!??
Ne olacak bu dünyanın hali..??.yok yaaa sarhoş falan değilim ...!!??hani biz türkler kafayı bulunca hemen muhabbeti oraya getiririz, ülkeyi kurtaracak formülleri birbiri ardına sıralarız yaa.!.şimdi bende ülkeyi bırakıp dünyayı kurtarmaya soyundum..!!??Bu küresel ısınma nereye vardıracak bizi..Ankara'nın çok az suyu kaldı su kesintileri başlayacak nerdeyse..doğaya karşı bu saygısızlığımız devam ettiği sürece o da bizi cezalandırmaya devam edecek gibi görünüyor..
Salı, Aralık 26, 2006
Mutluluğun Resmi....
Son günlerde basında çıkan uyuşturucu kullanan gençlerle ilgili haberler beni çok sarstı..Neden böyle sahte mutluluklar peşine düşer ki insan..sevgi yoksunluğundan olsa gerek.. bir de paranın çokluğundan....!!??İnsanlar, özellikle şöhretli insanlar; para peşinde koşarken etrafındaki sevgiye aç insanları unutuyor galiba..ne çözülmez bir sarmal... daha çok para derken satın alınamayan mutluluk..oysa ne kadar kolay mutluluğa ulaşmak....dokunuvermek sevgiyle..seni seviyoruuuuum demek çok kolay yapabilene.....!!!?
Cuma, Aralık 15, 2006
Kutsal Yanlış

Nermi Uygur'un Yaşama Felsefesi kitabını okuyorum bu aralar..ne güzel saptamalar yapmış..
-Yanlış kadar kılık değiştiren şey var mı;saymakla bitmeyen giysilere bürünebilir yanlış.
-Doğrularına kesinlikle güvenenler yanlıştan kurtulamazlar.
-Öğrenme,yanlışların yardımıyla yetişmektir.Öğrenme:yanlışları azaltmayı istemek gittikçe daha-az-yanılma-ustalığı edinmektir.
-Bilincine ulaştığımız her yanlış bir doğrunun öncüsüdür.
-Yanılan 'aldandım'diye her zaman hoşgörümüze sığınabilir;oysa aldatan'yanıldım' deyince çabucak bağışlanmayı beklememelidir.
-Ne mutlu kendi yanlışlarını yakalayınca sevinen eleştirsel kafalara.! demiş..yorum yapmaya gerek yok diyor beğenilerinize sunuyorum...!!!??
Salı, Aralık 12, 2006
Ben de ben de.....
Pazartesi, Aralık 11, 2006
Kayıp Kıta.....!!!?

Kadın denilen kayıp kıtayı keşfe çıkan milyonlarca erkek,
Çoğu zaman eli boş döner,
Açık denizlerdeki bu nafile seferlerinden ..
Keşfettiğini sananlarsa
Bir süre sonra (belki birkaç sene, belki birkaç saat)
Ayak bastıkları kıtayı bambaşka bir iklime bürünmüş bulunca,
Kolomb Sendromuyla "Acaba yanlış kıtada mıyım?" telaşına kapılırlar.
Oysa genellikle kıta değildir yanlış olan;
Kaşifin kıtayı algılayış biçimidir ...
Asgari topografya bilgisinden yoksun oluşudur ..
Kıta'nın bazen kaşife göre mevsim değiştirebilen,
Aynı anda birkaç iklimi bir arada yaşayabilen
Potansiyelini algılayamayışıdır ..
Güverteden karanın görünüşüyle,
Kıtadan kaşifin görünüşü arasındaki farkı kavrayamayışıdır..
Bu pusula hatasından ötürü,
Kaç erkek olağanüstü bir keşfin kenarından dönmüştür,
Kaç kaşif, henüz keşfetmediği kıtaları yok sayarak...
Gerçek yüzölçümünü bilmeden
Yaşadığı bir kıtanın kıyısında tüketmiştir nihayetini kim bilir ?
Ve
Kim bilir kaç kıta
Uzaktan gülümseyerek izlemiştir,
Çevrede kendisini arayan şaşkın kaşiflerin,
Nafile turlarını ..
Can Yücel
Çarşamba, Kasım 01, 2006
Yaşam Planı..!!??

Kızım ve eşi şu anda japonya yolunda..iki saat sonra varmış olacaklar..yaşamın oyunlarından biri işte.!!bundan 3-4 sene önce kızın japonya da yaşayacak deseler güler geçerdim ama..yaşamın sizin için ne plan yaptığını bilmeniz olanaksız..!!??sağlıklı ve mutlu,gönüllerince yaşarlar... onlar bunu fazlasıyla hak ettiler çok çalıştılar çok yoruldular şimdi dinlenme ve keyif zamanı olur inşallah..dua etmekten başka bir şey gelmiyor elimden bütün dualarım onlarla..
Cuma, Ekim 06, 2006
Nerde Kalmıştık.....
Zaman nasıl bu kadar çabuk geçiyor anlamadım..daha dün yılbaşı değilmiydi...!!??biten ömrümüz aslında..hele de 50 li yaşları devirdikten sonra zamanın hızına yetişmek pek mümkün değil gibi..en son temmuzda bir şeyler yazmışım iki ay geçmiş üstünden..güzel bir yaz geçirdik..neler yaşandı neler..
Cumartesi, Temmuz 08, 2006
Yaşama Dair Notlar...

Herkes hayatı sadece konuşuyordu.Kesik cümlelerle yavaşca eklenirken bu büyük kalabalığa,her ayrıntıya bir ömür harcadın.Güneşin altında söylenmiş bütün cümlelerden,ışıksız ölü taşlar döşedin menziline.Büyük çekilmenin eşiğindesin şimdi.Her hamlede biraz daha yaralanarak,yenilginin o dayanılmaz uyuşmasını tadıyorsun.Her iyi sözde,içinde filizlenen boğucu girdabın garip hazzını duyumsuyorsun.Zaaflarından görkemli taklar yapıp ketumluğunu kutsuyorsun.Giderek incinmenin ve aşağılanma halinin karşılıksız kabule dönüştüğü tuhaf bi çemberin içindesin.Bir sevgi ve sadakat abidesi olacaktın;oysa bir güven yengisine dönüştü yaşamın.İflah olmaz bir özgürlük tutkusunun seni getirdiği yerdesin.Aklın taşlaştı yüreğin çan eğrisinin ucunda.Adının anılması bile sana fazla geliyor.sana söylenen,senin söylediğin her sözcük belleksiz bir tarih şimdi,sessizliğin o karanlık kuyusunda eriyip giden''..demiş yusuf yavuz kamil koç'un Yolculuk dergisinde..biraz karamsar ama hoşuma gitti alıntıladım..
Çarşamba, Haziran 21, 2006
Ah Mazi..!!!
Yaşamın Taksitleri...!!??

''Ey insan oğli ve insan kizi!..Finans oligarşisinun Vadaaaaa seslerini duyayi misunuz..?
Onların derdi sizin birbirunuzi sevmenuz midur..?Değildur.Sizin sevginuz onların silipinden aşaği Kasimpaşa...Gözleri cüzdanlarunuzdadur.Kredi kartlarunuzdaki son limitlerdedur.Kirdan topladığınız papatya onlarun moraluni bozar,çiçeğe para verup metalaşturmanunizi isterler.Ota boka onlarun size va-dalamaya çaluştuği şeylere para vermayun.sevcilinuzun dudağından öpün sadece.Taksitli öpmeyun,ordan da va-dalanursunuz.peşin takilun''demiş ve dahi bunun gibi nice ince konulara değinmiş..!!??Yılmaz okumuş 'LAZ KAPİTAL' kitabında Mayıs 2006 da Epsilon yayınlarından çıkan kitabı, ağlanacak halimize gülme ihtiyacı olan herkese şiddetle tavsiye ediyorum..!!!???
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




